Her sabah Zagreb bulvarlarında akıp giden araçların ortak sessiz bir gerçeği var: Hiçbiri Hırvatistan'da üretilmedi. Ülke seri üretim araç montajı yapmıyor ve yollarındaki neredeyse her araç başka bir yerdeki bir fabrikadan geldi. Şimdi Brüksel bu coğrafyayı politikaya dönüştürüyor. AB'nin 'Made in Europe' hamlesi kapsamında blok içinde monte edilmiş olmak artık yeterli değil — bir aracın parçalarının nereden geldiği, hangi modellerin AB sübvansiyonu kazanacağını, hangilerinin dışarıda kalacağını belirleyecek.

Planın mekaniği küresel otomotiv tedarikçilerini tedirgin ediyor. Japonya'dan ithal edilen araçlar AB sübvansiyonlarına hiçbir şekilde hak kazanmayacak; Fransa, Portekiz ve Doğu Avrupa'da üretilen modeller ise yararlanacak — ancak parçalarının yeterli kısmı Avrupa'dan geliyorsa. Üç kıtaya yayılan tedarik zincirlerini onlarca yıldır ören bir sektör için bu öneri, her bileşeni skor tablosundaki bir puana, her tedarik kararını da kural kitabının nihayetinde nereye düşeceğine dair bir iddiaya dönüştürüyor.

Hırvatistan için bu skor tablosu iki yönlü işliyor. Ülkenin otomotiv ayak izi montaj salonlarında değil; bileşenlerde ve mühendislikte yatıyor — en ünlü örnek, Zagreb yakınlarında doğan elektrikli hiperotomobil ve batarya teknolojisi grubu Rimac. Bir AB üyesi olarak Hırvatistan'ın ürettiği her şey tanımı gereği Avrupa içeriğidir ve 'Avrupa parçası' sübvansiyonun para birimi haline gelirse, uygun tedarikçi arayan OEM'ler kendilerini Güneydoğu Avrupa'nın mühendislik tabanına her zamankinden daha yakından bakarken bulabilir.