Bu sezon Avrupa sanayi politikasının en kritik cümlesi, Brüksel'in 'Made in Europe' planının derinlerine gömülü sessiz bir şart olabilir: para yalnızca montaj hattını değil, parçaları da takip ediyor. Düzenleme uyarınca Japonya'dan ithal edilen araçlar AB sübvansiyonlarına hiçbir şekilde hak kazanamayacak — Avrupa sınırlarının çok ötesindeki tedarikçi yönetim kurullarına kadar yankılanan sert bir mesaj. Ancak asıl keskin dönüş, kıtanın kendi üretim çevresi için ayrılmış durumda.

Fransa, Portekiz ve Doğu Avrupa'da üretilen modeller, sübvansiyonlardan yalnızca parçalarının yeterli bölümü Avrupa'dan geliyorsa yararlanabilecek. Bölgenin köklü otomotiv üretim merkezlerinden biri olan Macaristan için bu tek madde, her cıvatayı, her batarya hücresini ve her kablo demetini bir politika sorusuna dönüştürüyor. Macaristan'daki bir fabrikadan çıkan araç, Brüksel'in gözünde artık otomatik olarak 'Avrupalı' sayılmıyor — bu etiketi parça parça kazanıyor.

Küresel otomotiv tedarikçilerini tedirgin eden de tam olarak bu hesap. Kıtadaki montaj fabrikaları haritanın her köşesinden tedarik edilen bileşenlerle çalışıyor ve yeni içerik şartları, satın alma ağlarını adeta bir gecede yeniden çizmekle tehdit ediyor. İşini Avrupa fabrikalarına Asya'dan parça ulaştırmaya dayandıran tedarikçiler ise artık net bir tercihle karşı karşıya: üretimi yerelleştir ya da müşterilerinin sübvansiyonlarının — ve siparişlerinin — daha temiz Avrupa içerikli rakiplere kaydığını izleme riskini göze al.