Dünyanın en büyük otomobil pazarı sendelediğinde, fazlalık bir yere gitmek zorundadır. Çin iç pazarında sıfır otomobil satışlarındaki sert düşüş küresel endüstride dalgalar yarattı — Çinli otomobil üreticileri de buna, diğer ülkelere ihracatı aktif biçimde artırarak karşılık verdi. Bu araçların her birinin Avrupa'ya bir giriş kapısına ihtiyacı var; kıtanın kuzeydoğusunda ise lojistikteki köklü geçmişi boyutlarını aşan küçük bir ülke, yükselen dalgayı izliyor.
O ülke Estonya. Avrupa ile Rusya arasında stratejik biçimde konumlanan Estonya, uzun zamandır transit ve lojistik hizmetlerinin kilit merkezi olarak işlev görüyor; vasıfları ise ileri, gelişmiş bir ekonomiye ait: Avrupa Birliği üyesi, euro bölgesi üyesi, OECD üyesi. Ekonomik nabzı Finlandiya ve İsveç ile aynı ritimde atıyor; yani otomobile aç tüketicileri ve yoğun tedarik zincirleriyle Nordik sanayi kalbi, fiilen Estonya'nın eşiğinde yer alıyor.
Avrupa'da köprübaşı arayan Çinli markalar için bu kombinasyon bir lojistik dilek listesi gibi okunuyor: euro cinsinden istikrar, AB pazarına erişim ve araçların kuzeye ile batıya yollanabileceği bir konum. Ancak bu yükün gönlünü çelen yalnızca Estonya değil. Çok daha güneyde, Rijeka yakınlarındaki Kukuljanovo'daki Maersk tesisi, Orta ve Doğu Avrupa genelindeki müşterilere halihazırda depolama, dağıtım ve katma değerli lojistik hizmetleri sunuyor — Adriyatik kapılarının da aynı trafiği istediğinin keskin bir hatırlatması bu. Çin'in ihracat dalgası güçlü biçimde gelirse, Avrupa'nın giriş noktaları her gemi için mücadele etmek zorunda kalacak.



